Web 2.0 - Yeni nesil web

90′lı yılların sonunda patlayan internet balonundan bugüne pekçok şey değişti. Internet hayatımızın daha da önemli bir parçası haline geldi. Pek çoğumuz onun nimetlerinden faydalanarak para ve zaman kazanırken, bazılarımızda aşklarını ve maddi kaynaklarını onun uğrunda yitirdiler. Teknoloji gittikçe sosyalleşirken, geliştirilen yeni araçlarla kullanım kolaylığı ve hızlı erişim olanakları ile Web yaşantımızın vazgeçilmezi oldu. Son zamanlarda, çoklarının iddiasının aksine, bilgi çöplüğü ya da bilgi kirliliği gibi negatif duruşları beraberinde getirse de akademik dünyanın da vazgeçilmezi oldu. Özellikle 2004 sonrası, hem finansal güç, hem de teknik yetkinlikler olarak pekçok yeniliği (Google’ın öncülüğünde) sunması ile internet tabiri caizse terfi etti.

Herhangi bir yazılımın yeni sürümünü çağrıştıran Web 2.0 deyimi ilk defa O’Reilly Media tarafından 2004 yılında kullanıldı. Web 2.0, Internet bazlı ürün ya da servislerin, Wikiler, Networking Siteleri ya da bloglar gibi yeni nesil uygulamalarla ve daha sosyal boyutlu platformlarla gerçekleştirilmesi olarak ifade ediliyor.  

Konunun gurusu diyebileceğimiz Paul Graham, web 2.0’ın, 2004 yılında ilk ortaya atıldığında, bir platform olarak web-tabanlı uygulamalara işaret ettiğini, fakat konu üzerinde gerçekleştirilen ikinci konferansta “web 2.0” ile kastedilenin teknik bileşenlerin yanısıra, daha demokratik bir internet ortamı olduğunu ifade ediyor. Wired.com yazarlarından Ryan Singel ise Web 2.0 için herkesin hemfikir olacağı bir tanımlama yapmanın mümkün olmadığını belirtiyor. Terminolojiyi ortaya atan Tim Amca ise “katılımcı bir yapı ya da mimaridir” diyor Web 2.0 için… Yani, kullanıcı etkileşimde bulunacak, daha sosyal bir web ortamında çalışacak, daha anlamlı aramalarla rafine bir bilgiye ulaşacak, etiketler denilen “tag”lar anlam kazanacak, blogger, flickr, technorati gibi yeni siteler en az Google kadar hayatımızın önemli parçaları olacaklar… 

Bu ilk dotcom fırtınası sonrasındaki ikinci (kimilerine göre Google başlı başına ikinci aşama olduğu için üçüncü) sanal furyaydı. Yeni nesil web, ilkine göre daha oturmuş, ekonomik etkileri ölçümlenebilen ve daha hayatın içinde bir süreçti ve risk sermayesi, Web 2.0 konferanslarında yeni ve özgün startup (yeni kurulan başlangıç aşamasında olan şirketler) ların peşinde koşmaktaydı. Aslında Google sonrası, başlayan bu dönem, Nasdaq’da karlı startupların adlarından çokça sözettirerek, 30 yaşında dolar milyarderi, pekçok okumuş çocuğun dünya ekonomisinde söz sahibi olarak yaşamına devam etmesi ile günümüzde de sürmektedir. (Google’ın YouTube’ı 1.6 milyar dolara satın alması bile Türkiye’nin, Mart 2004 tezkeresi için ABD’denin vereceğini iddia ettiği 1 milyar dolardan fazla olması ile manidar. Murdoch ise MySpace.com a 580 milyon dolar ödedi.) 

— Türkiye internet pazarı açısından ise durum daha da heyecan vericidir. 90’lı yılların sonunda ABD’den devşirdiğimiz pekçok uygulama ile kendi pazarımızda belirli bir hacim oluşturduk (kariyer.net, gittigidiyor.com, mynet.com gibi). Bu markalar şu sıralar popüler olarak yatırımcı çekmekte ve o zamanlar bu işe girişenler 2005 yılı başından günümüze, hayal etmedikleri paraları kazanmaktalar. Şimdi ise, yeni nesil web uygulamaları, yeni girişimcilere uzaklardan göz kırpmakta… (Bu adresten size aktarmaya çalıştığım azbuz.com gibi nitelikli bazıları ise, erken davrananlardan..) Yani, gözümüzü biraz bu dünyaya çevirirsek ilk kuşağın beklediği kadar da beklemeden büyük yatırımcıları yeni nesil Türk internet sektörünün içinde bulabiliriz. — 

Tekrar Graham’ın Web 2.0 analizine dönecek olursak, Web 2.0’ın olmazsa olmazları: 

  1. Ajax: Çalışan Java scriptleri diyor üstad. Katılmamak elde değil. Lokasyon bazlı uygulamalardan, sosyal network sitelerine kadar pekçok sitede Ajax’ın getirdiği üstünlükleri görmekteyiz. (google map, gelişmiş bir ajax uygulaması örneğin. Bir diğer güzel örnek gmail…)
  2. Demokrasi… Wikipedia gibi bir ansiklopediyi okurların hazırlaması, Reddit gibi bir haber portalının içeriğini kendilerinin oluşturması/yönlendirmesi, pekçok yazarın sanal alemde hemen hemen her konuda yazması, çizmesi, her türlü içeriği kolaylıkla paylaşması… Blogosfer dediğimiz web günlüklerinden oluşan bir sanal alemin doğuşu ve milyonlarca yeni içerik…
  3. Ziyaretçilere iyi davran… 90’lı yılların uygulamalarında istenmeyen pop-up lardan, ilginç ve istenmeyen ad-bannerlara değin pekçok şey, ziyaretçinin ne söylediğine bakılmaksızın önüne konuldu. Site ziyaretçinin değil, sahibinindi. Ama artık devir değişti. İçeriği üreten kişi, uygulama ve ürün hakkında da daha bilinçli ve işe sahip çıkar modda. Uygulama geliştirme süreci hızlandı, geliştirme maliyetleri de düştü. Pekçok uygulama çok çok düşük rakamlarla ya da bedavaya tüketiciye sunulmaya başlandı. İçeriğin gerçekten kral olduğu dönemler, Google ile hayatımıza girdi ve bu krallık gittikçe adından hakkıyla söz ettirecek. (Adwords-Adsense ile içerik bazlı reklamlardan para kazanaların hikayeleri darb-ı mesel oldu. Bir örneği için bkz: Problogger) Yakında Microsoft Exceli para ile almak yerine Web üzerinde Google tarafında bize sunulan ücretsiz Spreadsheet uygulamalarını kullanıyor olacağız. (Microsoft’un live.com ile bu dönemde bizlere neler sunacağı ve stratejilerinin neler olacağını yine bu adresten takip edebilirsiniz)

Bundan sonrasının neler getireceğine dair güzel tahminlerde bulunan Graham Amca’ya birkaç sözde biz söyleyebiliriz; 2.0 sonrası süreçten, 3.0 gibi bir sürüme geçmek yerine belirli bir dönemi ifade eden yeni uygulamalar karşımıza çıkacak. (Windows 3.1’den 95’e terfi etmek gibi, ama eminim daha manidar ve özgün bir jargon ile) 3.0 diyemeyeceğimiz o yakın geleceğe kadar, Edge ve türev teknolojiler ile cep telefonlarından “Kim X Para İster?” yarışmalarına sesli, görüntülü ve canlı katılacak, PC’lerimizi işletim sistemleri yerine internet tarayıcılarla yönetip, yazılımlar yerine servis ve içeriğe para ödeyeceğiz. Sonrasında ise nanoteknoloji entegre, biyolojik ve çevre duyarlı yakıtlar ve ürünlerle, uzay yolculuklarında kendi uydularımızı yöneterek, bugün bilmediğimiz yüzbinlerce yıldıza dedelerimizin isimlerini vereceğiz. (Umarım o dönemde bilim ve teknolojide bugün bulunduğumuz 3.ligden şampiyonlar ligine terfi etmiş bir Türk Toplumu ile temsil ediliriz…) 

NOT: Bir sitenin Web 2.0 uygulaması olup olmadığını merak edenlere faydalı bir icat; http://web2.0validator.com/  

Web 2.0 için yararlanılan kaynaklar:

http://www.paulgraham.com/web20.html   http://en.wikipedia.org/wiki/Web2.0 

http://www.paulgraham.com/web20interview.html 

http://www.wired.com/news/technology/0,1282,69114,00.html 

http://www.web2con.com/ http://www.technorati.com/tag/Web%202.0 

http://www.oreillynet.com/pub/a/oreilly/tim/news/2005/09/30/what-is-web-20.html?page=1  

Şu ana kadar 1 yorum

  1. [...] Daha önceki Web 2.0 ile ilgili “Web 2.0 - Yeni nesil web” başlıklı yazıma ek olarak aşağıdaki anahtar kelimeler Andi’den; [...]

Leave a reply

You must be logged in to post a comment.